localhost

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Reklam
English (United Kingdom)

Mültecilerin Haklarını İhlal Edeceğinden Kaygılandığımız Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması Bu Gün TBMM Gündeminde

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye’nin mülteci hakları alanında çalışan 6 sivil toplum örgütü olarak, AB ile imzalanmış olan “geri kabul antlaşması” çerçevesindeki uygulamalara muhatap olacak göçmen ve mültecilerin uluslararası hukuk, AB standartları ve Türkiye’nin ulusal mevzuatlarından kaynaklanan haklarının korunması noktasında ciddi endişeler taşımaktayız. Hem AB hem de Türkiye tarafları bakımından bu endişeleri karşılayacak etkili tedbirler alınmadan antlaşmanın yürürlük kazanmasını onaylamamaktayız.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:47 Devamını oku...
 

VAN’DA, GÖZALTI MERKEZİNDE BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ İLE İLGİLİ ETKİN SORUŞTURMA İSTİYORUZ

e-Posta Yazdır PDF

VAN’DA, GÖZALTI MERKEZİNDE BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ İLE İLGİLİ ETKİN SORUŞTURMA İSTİYORUZ.

17 yaşında Lütfillah Tacik isimli çocuğun Van Yabancılar Şube Müdürlüğü’nde işlemleri yapılırken  işkenceye maruz kaldığı, beyin kanaması teşhisi ile Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındığı ve  3 gün yoğum bakım ünitesinde kaldıktan sonra 31.05.2014 tarihinde  hayatını kaybettiği iddiaları bizlere ulaşmıştır.

Edindiğimiz bilgilere göre;

Lütfillah Tacik adı ile kaydedilen Faryab/Afganistan doğumlu çocuk 16.05.2014 tarihinde Iğdır ili Aralık ilçesinde yanındaki 20 kişi ile birlikte Türkiye’ye iltica ederken jandarmaca yakalanmış,

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:45 Devamını oku...
 

Afgan Mülteciler

e-Posta Yazdır PDF

Afgan Mülteciler: “Yaşadığımız insani dramdan ABD, AB ve BM sorumludur.” BMMYK’ya birçok kez sorunlarını e-posta, telefon ve mektup aracılığıyla ilettiklerini buna karşın cevap alamadıklarını belirten Afganistanlı mülteciler, BMMYK’nın Afgan sığınmacılarla ilgilenmediğini, ayrımcılık yaptığını ve sığınma sürecini yıllarca uzattığını belirtiyor. Afgan sığınmacılar İHGD yetkililerine Türkiye’deki sığınma süresinin uzunluğundan, Afgan uyruklu sığınmacılara BMMYK’nın koyduğu görüşme yapmama ve üçüncü ülkeye yerleştirmeme politikası yüzünden bizzat BMMYK tarafından uğradıkları ayrımcılığı ve işsizlik, yetersiz beslenme gibi birçok sorunlarını dile getirdiler.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:40 Devamını oku...
 

Türkiye, Mültecilerin İnsan Haklarını Bir Kez Daha İhlal Etti

e-Posta Yazdır PDF

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),  önceki gün verdiği Ghorbanov ve Diğerleri / Türkiye (başvuru no. 28127/09) kararı ile Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence yasağını düzenleyen 3. maddesi ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. 2008 yılının sonbaharında Van ilinden insan haklarına aykırı bir şekilde çoğu çocuk olan 19 Özbek mülteci keyfi bir şekilde İran’a sınırdışı edilmişti. Türkiye, bu kararla hakları ihlal edilen mülteciler için toplam 193.350 Euro Tazminat ödeyecek. 

Van Emniyet Müdürlüğü yetkilileri 12 Eylül 2008’de, Van’da yasal olarak ikamet eden ve BMMYK’ya kayıtlı olan Özbek mültecileri kırtasiye malzemesi dağıtımı yapılacağı söylenerek Emniyete çağırmış, ardından herhangi bir bilgilendirme yapılmadan İran’a sınırdışı edilmişti. Özbek mülteciler sınır kapısından değil, sınırın resmi yetkililerin olmadığı bir yerinden tehlikeli bir şekilde İran’a geçmeye zorlanmıştı. İran tarafına geçtikten sonra kaçakçıların tarafından alıkonulmuş, fidye ödedikten sonra tekrar Türkiye’ye geri dönmüşlerdi. 11 Ekim 2008 tarihinde ikinci defa İran’a gayrı resmi olarak sınırdışı edilen Özbek mülteciler bu sefer İran jandarması tarafından Türkiye’ye sınırdışı edilmişlerdi.

Bu olaylardan sonra mülteciler konusunda çalışan insan hakları örgütleri ortak basın açıklaması yaparak tepki göstermişler, olay hakkında soruşturma açılmasını istemişlerdi.[1] Ancak yapılan şikayet ve başvurulardan bir sonuç çıkmamış ve sorumlular hakkında etkili bir soruşturma yapılmamıştı. İnsan hakları örgütleri konuyla ilgili TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı ve Van İl İnsan Hakları Kuruluna başvurular yapmış fakat bu başvurulardan herhangi bir sonuç alamamıştı.

Son Güncelleme: Cuma, 17 Şubat 2017 23:17 Devamını oku...
 

BM Güvenlik Konseyi’ni, Suriye’de yaşanan katliamın sorumlularını UCM önüne getirecek süreci başlatmaya çağırıyoruz!

e-Posta Yazdır PDF

21 Ağustos 2013 tarihinde dünya medyasında yer alan haberlere göre Suriye’de, Şam kırsalında bulunan çeşitli yerleşim birimlerinde kimyasal silah kullanıldığı iddia edilmektedir. Yaşamını yitiren insanların büyük çoğunluğunun çocuk ve kadın olması, ölenlerin vücutlarındaki belirtiler katliamda kimyasal silah kullanıldığı iddiasının güçlü olduğunu göstermektedir. Bölgede faaliyet gösteren uluslararası örgütler ile medya temsilcilerinin verdiği bilgilere göre 300 ila 1300 kişi arasında sivilin yaşamını yitirdiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Suriye’de iki tarafın da kullandığı silahlı yöntemler sık sık eleştirilmiş ve olayların bağımsız uluslararası organlarca soruşturulması talep edilmişti. Kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştırmak üzere Suriye’de bulunan BM heyetinin güvenliğinin sağlanması ve gerekli incelemeleri yaparak sorumluları tespit etmesi son derece önemlidir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Şubat 2017 23:20 Devamını oku...
 

MISIR’DA Kİ İNSANLIK DIŞI KATLİAMI KINIYORUZ!

e-Posta Yazdır PDF

Mısır’da Mursi yönetiminin 3 Temmuz 2013’te askeri darbe ile devrilmesi sonucunda başlayan sivil gösterilere ateş açılması sonucu bugüne kadar yüzlerce insan katledilmiştir.

Yine 14 Ağustos 2013 tarihinde Mısır güvenlik güçleri, Mısır'ın başkenti Kahire'de bulunan Rabiat'ül Adeviye Camii’nin önünde ve Nahda Meydanı’nda toplanan ve oturma eylemi yapan göstericilere, ateş açarak yüzlerce sivil insanı katletmiş, binlercesini de yaralamıştır. Mısır’da yaşanan katliam insanlığa karşı suç özelliği taşımaktadır. Mısır’daki yaşam hakkını ihlal ve tehdit eden, barışçıl toplantı ve gösteri hakkını, ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran bu kanlı müdahale gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez ve meşrulaştırılamaz.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Şubat 2017 23:26 Devamını oku...
 

Bir Karar Ver Türkiye!

e-Posta Yazdır PDF

17 Temmuz 2013,

Bugün, dünyada cezasızlığın sona erdirilmesi için kurulan sistemin 15inci yıldönümü kutlanıyor ve Türkiye bu sistemin dışında kalmaya devam ediyor. 139 devletin imzaladığı, 122 devletin taraf olduğu Roma Statüsü ile kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçunun takibi konusunda, giderek güçlenen bir uluslararası ceza hukuku mekanizması olarak varlığını hissettirirken Türkiye, UCM’nin dışında kalan birkaç devletten biri olmaya devam ediyor. ABD, Rusya, Çin, İsrail ve İran’ın UCM’ye taraf olmama konusundaki dünyada nadir görülen işbirliğine iştirak etmektense Türkiye, medeni devletlerin yanında yer almalı ve UCM’yi kuran Roma Statüsü’ne taraf olmalıdır. Geçmişte Cumhurbaşkanı Gül’ün, TBMM Başkanı Çiçek’in, Başbakan Erdoğan’ın ve diğer devlet yetkililerinin taahhütleriyle Anayasa’nın 38nci maddesinin ruhuna aykırı olarak Türkiye, hala Roma Statüsüne taraf olmadı. Hâlbuki korkular gereksiz!

Bugün vesilesiyle, bir kez daha Türkiye’yi korkularıyla yüzleşmeye, UCM’yi daha derinlemesine ele almaya ve evrensel adalet ve barışın yerleşmesiyle soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu faillerinin cezasız kalmalarının önlenmesi için Roma Statüsüyle kurulan sisteme dâhil olmaya davet ediyoruz. 

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:27 Devamını oku...
 

Kamuoyuna Ortak Duyuru;

e-Posta Yazdır PDF

Kamuoyunda “Gezi Parkı Eylemleri” olarak bilinen ancak zaman içerisinde Gezi Parkı ve İstanbul ile sınırlı kalmayan eylemlilik durumu bütün kamuoyunun malumudur. Olaylar öncelikle İstanbul’da başlamış, daha sonra Ankara, İzmir ve Türkiye’nin diğer pek çok ilinde protestoculara yönelik geniş çaplı polis şiddeti devam etmiştir.

İnsan haklarına duyarlı örgütler, bu süreçte protestocuların barışçıl toplanma ve ifade özgürlüğü haklarını korumaya odaklanmış, çalışmalarını sadece bu doğrultuda yürütmeye özen göstermiştir.

İnsan haklarının evrensel standartları açısından şiddet içermeyen her türlü barışçıl gösterinin insanlar tarafından gerçekleştirilebilmesi temel bir insan hakkıdır. Devletin rolü, bu hakkın kullanımının yasal ve fiili koşullarını yaratmakla sınırlıdır. Barışçıl gösterilerin şiddet kullanımı için fırsata dönüştürülmesi kabul edilemezdir.

Yine ayrım gözetilmeksizin bütün insanların sağlık hizmetine erişim hakkı vardır.

Kamu otoritelerinin şiddet içeren eylemlerle ilgili olarak sahip oldukları yetki ve görevler ile bu yetki ve görevlerin ne şekilde kullanılacağı da yine Türkiye’nin kendi yasaları ve uluslararası sözleşmeler ile saptanmıştır.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Şubat 2017 15:26 Devamını oku...
 

Sınırda Bozulan Kimya

e-Posta Yazdır PDF
Sırtlanıp hayatlarından kalanları, savaşın ve çatışmanın ortasına geri dönüyorlar sınırı yeniden geçerek. 11 Mayıs’tan bu yana ülkelerine dönen Suriyeli sayısı 1500’e ulaştı.

Kendine özgü bir kimyası olan sınır, devreye çatışma ve savaşın tozu dumanı, barut kokusu girdiğinde kimya değiştirir. Hele bir de işin içine sınırların dışına taşan projeler ve hesaplar girdiğinde bu hesapların sahipleri, bile isteye bu kimyayı değiştirir, yanlış formülasyonları da patlamalara neden olur.

AKP, daha en baştan sınırın kimyasıyla oynayarak büyük kısmı savaşın kurbanı olan mültecileri kendi amaçları için silah olarak kullandı, belli ki set de yaptı onları, besleyip büyüttüğü militer güçlere. Peki ama, Ankara’nın bozduğu kimyanın faturasını en insani gerekçelerle sınırı geçip gelenlerin ödemesi gayri insani değil midir?

Mültecilerin durumu, hele hele de mülteci kadın ve çocukların durumu insanlık karnesidir.

Ve o karnede maalesef hiç de iyi şeyler yok.

Son Güncelleme: Salı, 21 Mayıs 2013 14:09 Devamını oku...
 

Doğudan yeni anayasa sesleri

e-Posta Yazdır PDF

Geçtiğimiz günlerde Doğu ve Güneydoğu’da 14 baro (Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis,Diyarbakır , Hakkâri, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu) Diyarbakır’da bir araya gelerek, yeni anayasanın bazı konularına ilişkin görüşlerini kamuoyuna sundu. 

Bir toplumsal mutabakat belgesi olan ve toplumun bir arada, barış içinde yaşamasının temel esaslarını belirleyen en üst norm niteliğindeki anayasalar, genellikle tarihsel dönemeç noktalarında gündeme gelir. Bu çerçevede, yaklaşık yüzyıllık bir tarihsel derinliği olan ve son 30 yıldır silahlı çatışma içerisinde varlığını sürdüren Kürt meselesinin kalıcı ve barışçıl çözüm arayışı ile yeni anayasanın yapım sürecinin paralel bir şekilde gelişmesi, tarihi bir fırsat. He ne kadar birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Gül, yeni anayasa yapımında yaşanan tıkanıklığa dikkat çekmiş ve yeni bir anayasa olmazsa mevcut anayasada değişiklik yoluna gidilebileceğine dair bir açıklama ve uyarıda bulunmuş ise de, Türkiye bu tarihi fırsatı kaçırmamalı. Biz de katkımızı sunmak izin barolarımızın yeni anayasaya ilişkin görüş ve önerilerini sıralamak istedik.

Son Güncelleme: Salı, 14 Mayıs 2013 17:35 Devamını oku...
 

Orhan Kemal Cengiz'e Hürriyet Onur Ödülü

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye ’den bireysel özgürlükler, anayasal demokrasi, serbest tercih hakkı, teşebbüs özgürlüğü gibi değerlerin benimsenmesi ve yaygınlaşması için çalışan Liberal Düşünce Topluluğu’nun (LDT) Hürriyet Onur Ödülü’ne bu yıl Orhan Kemal Cengiz layık görüldü. 
11 Mayıs’ta İstanbul ’da düzenlenen ödül töreninin açılış konuşmasını Mustafa Akyol yaptı. Cengiz’e ödülünü daha önce ödül alan Prof. Dr. Ergun Özbudun verdi. Orhan Kemal Cengiz Türkiyeli protestanların hukuk danışmanlığını yapmış, Malatya’da meydana gelen misyoner cinayetlerinde de mağdurların avukatlığını üstlenmişti. Cengiz’in Berat Özipek’le beraber hazırladığı ‘Ergenekon is Our Reality’ adlı bir İngilizce raporu bulunuyor.

Son Güncelleme: Cuma, 17 Şubat 2017 23:15 Devamını oku...
 

İHGD DEVAM EDEN BARIŞ SÜRECİNİ DESTEKLİYOR

e-Posta Yazdır PDF

İnsan Hakları Gündemi Derneği bir süre önce Devlet ve PKK arasında BDP’nin aracılığıyla başlatılan Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yollarla çözme sürecini ve bunun sonucunda PKK’nın şiddeti bırakma ve Türkiye’den çekilme sürecini desteklemekte ve bu tüm sürecin aslında gecikmiş bir hareket olduğunu kamuoyuna beyan eder.

İHGD barış sürecini Cumhuriyetin kuruluşundan ve 1950 de çok partili siyasi hayata atıldıktan sonra Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi, barış ve huzurun tüm ülke genelinde sağlanması, Türkiye’de yaşayan halklar için gerçek eşitliğin sağlanması ve özellikle imzaladığımız uluslar arası insan hakları sözleşmelerinin gereğinin yerine getirilmesi açısından tarihi bir süreç olarak görmektedir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 Şubat 2017 23:28 Devamını oku...
 

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Nihayet Kabul Edildi!

e-Posta Yazdır PDF

 İltica hakkı, temel bir insan hakkı olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 14. Maddesinde düzenlenmesine, 1951 Cenevre Sözleşmesi ile bir BM sözleşmesi olarak hemen tüm dünyada genel kabul görmüş olmasına ve Türkiye bu sözleşmeyi imzalayan ilk ülkelerden birisi olmasına karşın ülke içinde bir yasal düzenleme yapılma ihtiyacı hissedilecek kadar itibar görmedi ya da görmezden gelindi. AİHM’den sürekli bir şekilde Türkiye aleyhine alınan ihlal kararları ve AB sürecinin getirdiği zorunluluklar sonucunda bu ihtiyaç ilk defa 2011 de hissedildi ve uzun süren çalışmalar 4 Nisan 2013 de yasalaşarak ortaya çıktı.

Doğu ve batı arasında önemli bir köprü olan Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana sığınmacılar, mülteciler ve illegal yollara başvuran göçmenler için hedef ülke ve kaynak ülke olmanın yanı sıra bu hareketlilikte transit bir ülke olagelmiştir. Bununla birlikte Türkiye’de, uluslararası korumaya muhtaç insanlara gereken desteği ve korumayı sağlamaya yönelik bir mevzuat oluşturmaktan kaçınılarak, söz konusu alan idari önlemler ve uygulamalarla düzenlenmeye çalışıldı. Bu yaklaşımın sonucunda ise, özellikle 2000'li yılların başından itibaren, artan bir şekilde ulusal ve uluslararası kurumların eleştirilerine hedef oldu. Söz konusu eleştirilerin odak noktası ise sığınmacı ve mültecilerin Türkiye'de yaşamaya mecbur bırakıldıkları insan onuru ve haysiyetine yakışmayan şartlardı.

Son Güncelleme: Perşembe, 25 Nisan 2013 18:06 Devamını oku...
 

108 Soruda Ekonomik ve Sosyal Haklar

e-Posta Yazdır PDF

108 Soruda Ekonomik ve Sosyal Hakları

Av.Özlem Yılmaz - Av.Gülçin Aktunç

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Mart 2017 13:31
 

117 Soruda Mülteci Hakları

e-Posta Yazdır PDF

  117 Soruda Mülteci Hakları

Av.Salih Efe - Av.Orçun Ulusoy

Attachments:
Download this file (117 soruda mülteci hakları baskı.pdf)117 soruda mülteci hakları baskı.pdf[ ]1292 Kb
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Mart 2017 13:27
 

70 Soruda Roman Hakları

e-Posta Yazdır PDF

 

 70 Soruda Roman Hakları

Günal Kurşun - Orhan Kemal Cengiz

Attachments:
Download this file (70 soruda Roman Hakları.pdf)70 soruda Roman Hakları.pdf[ ]590 Kb
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Mart 2017 13:37
 


Sayfa 4 > 11

E-Mail Listesi

Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize üye olun.